Hindistan

Uçurtma Festival duyuruları, festival fotoğrafları ve yorumları.
Kullanıcı avatarı
M. Rafet ÖZALP
Mesajlar: 699
Kayıt: Pzt Eyl 20, 2004 9:51 am
Konum: Kütahya

Mesaj gönderen M. Rafet ÖZALP »

Hoş geldiniz. Sizlerle gurur duyuyoruz. Tebrikler.
Kullanıcı avatarı
Fevzi
Site Admin
Mesajlar: 1112
Kayıt: Pzt Haz 06, 2005 1:33 am
Konum: Kütahya/Tavşanlı
İletişim:

Mesaj gönderen Fevzi »

Emin abi ve ben yemeklerin yarısına yakın kısmını yiyebildik fakat Fevzi gerçekten çok zorlandı. Bir hafta içinde oldukça kilo kaybetti. Bulunmaz Hint kumaşı almaya gidiyorum diyen Fevzi Hint fakiri olarak dönüş yaptı.
Yemekleri benim için çok berbattı. Kemerime iki delik daha açmak zorunda kaldım. 2 kilo vermişim. Ama yinede hayatımdan memnunum. Hintli' lerin ilgi ve alakası çoktu bize. Kendimi megastar gibi hissettim.
----------------------------------
http://fevzikir.name.tr/
http://picasaweb.google.com.tr/fevzikir
https://picasaweb.google.com.tr/kiteactivities
Kullanıcı avatarı
Altan
Site Admin
Mesajlar: 3735
Kayıt: Sal Eyl 14, 2004 9:17 pm
Konum: İstanbul / Küçükçekmece
İletişim:

Mesaj gönderen Altan »

İstanbul'dan Katar Doha'ya 5 saatlik bir uçuşla başladık. Katar petrol zengini, müslüman bir ülke. Uçaktan gördüğümüz kadarı ile dümdüz ve tamamen çöl. Bitki örtüsü yok. Qatar havayolları ile uçuş yaptık. Uçakta hostların arap, hosteslerin ise uzak doğulu olduğu gözümüze çarptı. Katar hava limanı transit limanı olarak çalışıyor. Asya, Afrika çoğunluk yolcuları oluşturuyor. Beyazlar azınlıkta. Güzel bir havaalanı var. Hava alanında aktarım için 12 saat beklemek zorunda kaldık. Zor bir bekleyiş oldu. Limanda Ercan adlı bir Türk kaptanla karşılaştık. Maldiv adalarında turistik teknede kaptanlık yapıyormuş ve İstanbul'a dönüyormuş. Uzun uzun lafladık. Daha sonra Ahmedabad'a uçtuk. Gece Hindistan oldukça karanlıktı. Geçtiğimiz alanların tarla olduğunu daha sonraki günlerde festival için Rajkot şehrine geçerken farkettik. Ahmedabad şehride uçaktan İstanbul gibi ışıltılı görünmüyor. Yolların çok azının ışıklandırılmış olduğunu farkettik.

İndiğimizde Liman bizi şaşırttı. Oldukça dökülen bir limanla karşılaştık. Tabi Emin abi 3. kez geldiği için şaşırmıyordu. Liman Türkiye'nin 30 yıl önceki vergi dairelerine ya da postanelerine benziyor. Bir havaalanı için çok küçük bir alanı var. Tuvaletler köylük yerlerde karşılaşacağınız lokanta tuvaletleri ayarında. Alana aynı anda İki uçak inmişti ve içerisi anababa günüydü. Kuyruk oldukça karışık, insanlar aradan sıraya giriyor, diğerleri onlara bağırınıyordu. Uzun bir bekleyiş için fazlaca yorgunduk. O sırada karşılamaya biri geldi ve bizi aradan çıkardı. İşlemleri hızlı bir şekilde yaptılar. Bu kargaşadan kurtulduğuma sevindiğimiz kadar, sıra dışından işlem yaptığımız için sıkıntı duyduk.

Dışarıdaki manzara da havaalanına paralel bir görünümdeydi. Hindistan'ı bu kadar fakir beklemiyordum. Sokaklar çöple dolu, dükkanlar karmakarışık ve çok eski. Otel'de işlemlerimizi hallettikten sonra odamıza çıktık ve uyumaya çalıştık.
Altan Güvenni
Uçucu madde bağımlısı.
Kullanıcı avatarı
Altan
Site Admin
Mesajlar: 3735
Kayıt: Sal Eyl 14, 2004 9:17 pm
Konum: İstanbul / Küçükçekmece
İletişim:

Mesaj gönderen Altan »

Birkaç saat uykudan sonra bir tur atmaya çıktık. Sokaklar motosiklet, bisiklet ve üç tekerlekli triportörlerle doluydu. Bir dönem postanelerimiz bu araçları kullanıyordu ve hala sağda solda bu araçlara rastlamak mümkün. Şehir oldukça kalabalık. Çok az araba var. Yol kenarları çöp dolu. İnsanlar sokaklarda yatıp kalkıyor. Yol kenarları bizdeki meyve satan el arabaları gibi arabalarla dolu, kimi meyve satıyor, kimi yemek yapıyor, kimi anlayamadığımız şeyler kaynatıyor. Hemen her duvar dibi idrar kokuyor, bir iki adım ötesinde birileri yatıyor ya da yemek satan bir araba duruyor. Yemek satan araba ve dükkanlardan gelen kokular bizim için hiç çekici değil. Şehir içindeki binalar hep eski. Sanki terkedilmişler hissi veriyor. Dükkanların çoğunda ne satıldığını bile anlamak zor oluyor. Bolca fotoğraf çekiyorum ve geri dönüyoruz. Otelde ilk yemeğimizde Hint yemekleri dışında yemekler istiyoruz. Yine de yemeklerde baharatlar var ve Fevzi pek bir şey yiyemiyor. Biraz dinlendikten sonra akşam lobide toplanıyoruz ve bizi akşam yemeği için başka bir yere götürüyorlar.

Burada konuşmalar yapılıyor, yemek yeniyor. Açık büfeden ben her çeşit yiyeceği tatmak üzere tabağıma dolduruyorum. Yenilenlerin her biri ayrı bir sürpriz. Otele dönüyoruz. Ertesi gün polis stadyumunda yarışma yapılacak.
Altan Güvenni
Uçucu madde bağımlısı.
Kullanıcı avatarı
Altan
Site Admin
Mesajlar: 3735
Kayıt: Sal Eyl 14, 2004 9:17 pm
Konum: İstanbul / Küçükçekmece
İletişim:

Mesaj gönderen Altan »

Altan Güvenni
Uçucu madde bağımlısı.
Kullanıcı avatarı
Trick Serkan
Mesajlar: 727
Kayıt: Pzt Oca 22, 2007 7:55 pm
Konum: İSTANBUL / BAHÇEŞEHİR

Mesaj gönderen Trick Serkan »

Resimler ve hikaye çok güzel sayenizde gitmiş kadar olduk . Teşekkürler . Yeniden hoşgeldiniz .
Rüzgarı Bol Adam .
Güvenli Uç Güvende Ol ( Fly Safe Be Safe )
Gökyüzünde Herkesin Eşit Hakkı Vardır .
Kullanıcı avatarı
Halil
Mesajlar: 265
Kayıt: Prş Tem 13, 2006 10:23 am
Konum: Ankara
İletişim:

Hindistan festivali

Mesaj gönderen Halil »

Biraz sıkıntı yaşasanızda sağ salim dönmüş olmanıza sevindik.
Fevzi beye Ankara da son konuşmamızda Ferruh ile birlikte kumanya götürmesini önermiştik. Sanırım kumanya çantasını almayı unuttu :lol:
Hoş geldiniz,,
Halil Bayülker/Ankara
Kullanıcı avatarı
Altan
Site Admin
Mesajlar: 3735
Kayıt: Sal Eyl 14, 2004 9:17 pm
Konum: İstanbul / Küçükçekmece
İletişim:

Mesaj gönderen Altan »

Halil bey, yanımızda bisküvi, ton balığı vb. vardı. Zaten onlar olmasa Fevzi ne yapardı bilmem. :)
Altan Güvenni
Uçucu madde bağımlısı.
Kullanıcı avatarı
Halil
Mesajlar: 265
Kayıt: Prş Tem 13, 2006 10:23 am
Konum: Ankara
İletişim:

hindistan festival

Mesaj gönderen Halil »

Altan bey,
Kumanyaya rağmen Fevzi bey 2 kilo vermiş, birde kumanya götürmeseydiniz dönüşte neredeyse bir hint fakiri getirecekmişsiniz :lol:
Halil Bayülker/Ankara
Kullanıcı avatarı
Halit
Site Admin
Mesajlar: 3753
Kayıt: Cum Eyl 17, 2004 9:29 pm
Konum: Bahçeşehir/İstanbul
İletişim:

Mesaj gönderen Halit »

Fotoğraflar çok güzel. Gitmiş gibi olduk.
Bu festival gerçekten çok büyükmüş. Bu kadar büyük bir organizasyon çok zor olsa gerek.
Uçurtma , Hintlilere çok şey ifade ediyor. Herhalde dünyada en çok Hindistan'da uçurtma uçuruluyordur.
Hemen hemen her evin çatısından birileri uçurtma uçuruyor.
Umarım seneye debizden bir çok arkadaş katılır.
http://www.ucurtmaplanlari.com
Kullanıcı avatarı
Erhan
Mesajlar: 391
Kayıt: Prş Eyl 16, 2004 11:02 pm
Konum: Erenköy / İstanbul
İletişim:

Mesaj gönderen Erhan »

Hoşgeldiniz.

Anılar ve fotoğraflar için çok teşekkürler.

Onca zorluklara rağmen, keyif aldığınız belli oluyor.

Anılarınızı, etkinliklerde canlı canlı dinlemek üzere...
Kullanıcı avatarı
Altan
Site Admin
Mesajlar: 3735
Kayıt: Sal Eyl 14, 2004 9:17 pm
Konum: İstanbul / Küçükçekmece
İletişim:

Mesaj gönderen Altan »

Yarışma 5 dalda yapılıyor.
1- Fighter uçurtmalar
2- Kolaj uçurtmalar
3- Boyama uçurtmalar
4- Mini uçurtmalar
5- Hintlilere ait uçurtmalar

Fevzi Karagöz ile Emin abi dopero ile kolaj uçurtmalar bölümünde yarıştılar.

Polis stadyumunda uçurtmalar sergi bölümüne kondu ve her bir kategoride tek tek uçuruldu. Öğle yemeğinden sonra çevreden sürekli toplanan halk nedeniyle yarışmaya başka bir yerde devam edildi. Uçurtmalar detaylı bir şekilde tek tek incelendi. Bu alanda uçurtma uçurulmadı ve uçurtmacılar kendi aralarında sohbet ettiler. Fevzi'nin Karagöz, Hacivat uçurtmaları Fransız jüri üyesinin ilgisini çekti ve uçurtmayı bir arkadaşının istediğini satıp satmayacağını sordu. Fevzi satmaya karar verdi. Uçurtmayı alacak olan Hintli bir fotoğrafçı idi ve sonraki gün bizim standımıza uğrayarak uçurtmayı teslim aldı.

Ertesi gün Gujarat valisi, Kültür Bakanı ve diğer zevatın katıldığı bir açılış töreni ardından ödüller dağıtıldı. Emin abi'nin doperosu üçüncülük aldı. Fakat bize yanlışlıkla ikincilik plaketini verdiler. Daha sonra bu plaketi Brezilyalı Cordoso'ya iade edip kendi üçüncülük plaketimizi aldık.

Tören sonrası sahanın arka bölümünde uçurtmalar uçurulmaya başlandı. Rüzgar yeterli olmadığından gösterişli uçurtmalar havalanmadı. Kısa bir süre sonra Kültür Bakanı aramıza gelip bizim uçurtmaları uçurmaya başladı. Tabi bunun için halkı da aramıza salıverdiler. Birden etrafımız insanlarla doldu, uçurtmaların üzerine basılmaya başlandı. Apar topar uçurtmaları toplayıp kaldırdık. Bakan Emin abi'nin doperoyu da uçurtmaya başlamış. Rüzgar şiddetlenince uçurtmayı bırakıvermiş ve Emin abi'nin bu sırada parmakları kesilmiş. Yanımda götürdüğüm batikon ile yara temizledikten sonra Halil bey'in önerisi üzerine Fevzi'nin getirdiği yara bantlarını kullandık.

Polis ve görevliler uzun süre halkı sahadan çekmediler. Biz uçurtma uçurdukça onlar gelip ipi tutmak istiyorlar. Kazayla birine izin verince tümü üşüşüyor ve siz 10 metre geride kalıyorsunuz. Onlar ip boyunca ilerliyor ve uçurtmayı yavaş yavaş indiriyorlar. En sonunda birilerinin uyarısı ile halk polis tarafından geri çekildi. Gün çeşitli uçurtmaları açıp kapayarak geçti.

Akşam bizi yine polis stadyumunda yapılan gösteriye ve sonrasında yemeğe götürdüler. Akşam geç saatte ve hayli yorgun otele döndük.

3. gün şehrin eski merkezine geziye götürüldük. Gezinin sonunda evlerin çatılarına çıktık ve halkla birlikte fighter uçurmaya başladık. Fighterların kullanım şeklini görmek gerçekten bu uçurtmaya olan ilgimizi hemen arttırdı. Fevzi özellikle fighterları çok sevdi ve heyecanla uçurdu. Bu arada başka uçurtmayı kopartmak için çekmemek gerektiğini öğrendik. Anladığım kadarı ile onlar kesmek için uçurtmayı bırakıyorlar. Tüm evlerin çatılarında insanlar uçurtma uçuruyorlar, bağrışıyorlar. Gerçekten bayram havası hissediliyor ve burada uçurtma uçurmak ayrı bir keyif. Uçurtmayı kesen kadar uçurtması kesilende büyük bir keyifle bağırışıyor. Sanırım uçurtmanın kopması da iyi bir şey.

Evlerin arasında bir yerde bize yemek ikram ediliyor. Biraz atıştırdıktan sonra başka bir yerde lokantaya götürülüyoruz. Yemek sonrası otele dönüyoruz ve artık burada iki guruba ayrılıyoruz. Guruplardan bir tanesi Surat, bir diğeri Rajkot şehirlerine gidiyor. Biz Rajkot'a gidiyoruz. Tüm eşyalarımızı yüklenip 4 saatlik bir yolculuktan sonra Rajkot'ta bir otele yerleşiyoruz. Çok yorgun olduğumuz için bir an önce yatıyoruz. Ertesi gün için iki tur var. Biri İngiliz kolonilerinin izleri, diğeri ise eski Rajkot. Biz eski şehri gezmeyi tercih ediyoruz. Gördüğümüz kadarı ile çoğunluk bu geziyi seçiyor. Emin abi yorgun olduğu için geziye gelmeyip otelde kalıyor. Daha sonra başkalarının da otelde kaldığını öğreniyoruz. Bize gezide rehberlik eden kızın soyadı Gandi. Gandi ailesi ile akrabalık soruluyor. Evet o da bir Gandi. Gezi ardından otele dönüp kahvaltı ediyor ve eşyalarımızı alıyoruz. Ardından uçurtma uçuracağımız alana gidiyoruz. Protokol karşısında yerimizi alıyoruz. Uzun konuşmalar yapılıyor. Başımıza sarıklar bağlanıyor, güller veriliyor. Her zamanki gibi alnımıza kırmızı boya ile bir nokta yapılıyor. Sahaya çıkıyoruz ve uçurtmaları açıyoruz. Rüzgar halen güçlü değil. Hafif rüzgara uygun uçurtmalar ile başlıyoruz. Öğleden sonra rüzgar biraz daha artıyor. Elimizden geldiğince uçurtma uçuruyoruz. Rüzgar Ahmedabad'dan daha iyi olduğu için gün daha iyi geçiyor. Akşam sertifika veriliyor. Malzemelerimizi topladıktan sonra otobüslere binip Ahmedabad'a geri dönüyoruz. İki şehir arasında kalan yol bizim şehirler arasında giderken gördüğümüz tarlalara çok benziyor. Kendimi tekrar Türkiye'de gibi hisediyorum. Fevzi ile tarlalardan konuşuyoruz. Konu çaya, derken sucuğa geliyor. Ayrılık zamanı yaklaştıkça geri dönüşte neler yiyip, içeceğimizi konuşuyoruz. Bu sırada arkamızda oturan Ton ve eşi bize yiyecek bir şeyler uzatıyor. Biraz laflıyoruz. Hindistan'ı nasıl buldunuz diyor. Yemeklerden şikayet edince ilk gelişinde bir haftada 7 kilo verdiğini anlatıyor ve akşam otelde düzgün bir şeyler yiyeceklerini söyleyip bizi de davet ediyor.

Otobüs Ahmedabad'a varınca tekrar aynı otele yerleşiyoruz. Mr. Rao yemeklerden yana sıkıntımız olduğunu Ton'dan öğreniyor ve bize diğer restorandan istediğimizi yiyebileceğimizi söylüyor. Ben konuşurken Emin ile Fevzi ortadan kayboluyor. Daha sonra onları açık büfe restoranında buluyorum. Yemekler bu akşam daha iyice imiş ve bir şeyler yemişler. Ben de bir şeyler atıştırıyorum. Daha sonra diğer restorana gelmemiz söyleniyor ve Hollandalı'ların ekibine katılıyoruz. Bir yemek de orada yedikten sonra iyice şişiyoruz.

Akşam tüm eşyalarımızı tekrar yerleştiriyoruz. Yol için hazırlanıyoruz. Bir iki saat uyuduktan sonra yola çıkıyoruz. Havaalanı konusunda bir hayli endişeliyim. Kargaşa dolu bir ortamda uçağı kaçıracağımızı bile düşünüyorum. Neyseki gidiş kısmı gelişden daha iyi. Çalışan bir pano var. Lakin saat yanlış. Anons sisteminden söylenilenler anlaşılmıyor. Bu nedenle bir görevli yolcular arasında dolaşıp bağırıyor. Hatta çantalardaki etiketlere bakıp uçağa binmesi gerekenleri kaldırıyor. Uçak zamanında kalkıyor ve yarı uyuklar halde Katar, Doha limanına varıyoruz. Bu defa sadece bir kaç saat bekleyeceğiz. Alışveriş alanında dolaşıp zaman geçiriyoruz. Türk yolcularla karşılaşıyoruz. Herkesin ilginç bir hikayesi var. Turist olan yok. Nihayet uçağa yerleştiğimiz sırada Melih ve Nesli ile karşılaşıyoruz. Uzun uzun konuşup hasret gideriyoruz. Fakat biz yorgun bir halde olduğumuz için ben de biraz dinlenmeye çekiliyorum. Fevzi ve Emin abi ise çoktan dalmışlar bile. İstanbul'a vardıktan sonra bagajlarımızı da sağ salim alıyor ve rahatlıyoruz.
En son Altan tarafından Pzt Oca 21, 2008 12:34 pm tarihinde düzenlendi, toplamda 3 kere düzenlendi.
Altan Güvenni
Uçucu madde bağımlısı.
Kullanıcı avatarı
erol
Mesajlar: 669
Kayıt: Sal Eyl 14, 2004 2:45 pm
Konum: istanbul/Acıbadem
İletişim:

Mesaj gönderen erol »

Fotoğraflardan ve festival hikayesinden görünen o ki herşeye rağmen oldukça eğlenceli geçmiş, bu güzel fotoğraflar ve anlatım için çok teşekkür ederim, tüm gezi gözlerimin önünde canlandı doğrusu...

Bu arada Altan yöresel kıyafetler sana çok yakışmış :)
Erol Dinneden
http://www.adammarka.com.tr
Kullanıcı avatarı
Altan
Site Admin
Mesajlar: 3735
Kayıt: Sal Eyl 14, 2004 9:17 pm
Konum: İstanbul / Küçükçekmece
İletişim:

Mesaj gönderen Altan »

Ara hikayeler:

Hindistan'ı sevdik. Bir çok olumsuzluk gelişim süreci içinde gayet doğal. Orada gördüklerimizi olduğu gibi kabul ettik. Halen geleneklerine sıkı sıkıya bağlı olmalarını takdir ettik. Yakın tarihe kadar İngiliz sömürgesi olmalarına ve hepsinin İngilizce konuşmalarına karşın Türkiye kadar kültür erezyonuna uğramamış oldukları dikkatimizi çekti.

--

Gidişte Doha'dan Ahmedabad'a giderken Emin abi'yi bizden ayırdılar ve onu Business Class bölümüne aldılar. Nedenini anlayamadık. Herhalde birilerinin yeri değiştirilmek zorunda kaldı. Kendisi pek rahat ve sefahat içinde bir yolculuk yapmış. :wink: Bütün festival ve yolculuk boyunca hep şansı yaver gitti. Kendisinin çok ballı olduğuna karar verdik.

--

Emin abi herkesle Türkçe konuştu. Önce şansını Fransızca deniyor. Fransızca bilenlerle konuşabiliyor. Fransızcası yoksa Türkçe konuşuyor.

--

Fevzi dil bilmiyor olmaktan bir hayli sıkıntı duydu.

--

Hintlilerin İngilizce konuşmalarını anlamak çok zor. Hatta önce konuşmanın İngilizce olup olmadığını anlamaya çalışıyor, sonra da ne demek istediğini anlamaya çalışıyorum. Bazılarının konuşması anlaşılırdı neyseki.

--

Yabancı ülke uçurtmacılarının da bazılarının konuşması Hintliler kadar aksanlıydı.

--

İngilizce olarak kelime hazinem çok iyi olmasına karşın pratiğimin gelişmiş olmaması beni de sıkıntıya soktu. Neyseki çok zorlanacağım bir durumla karşılaşmadım, bir kaç yanlış anlama dışında.

--

Organizasyonda sürekli değişiklik oldu. İlk günden elimizde bir program olmasına ihtiyaç duyduk. Bir sonraki günün programi hep gecenin sonunda duyuruldu.

--

Martı pinlerimiz çok sevildi. Lakin diğer pin ve rozetlerin yanında çok küçük ve renksiz kaldı. Seneye büyük boy rozetlerden yapmak gerek.

--

Emin abi bütün güzel bayanlarla resim çektirmeyi ihmal etmedi.

--

Hindistan'ın insanı bağlayan büyülü bir havası var.

--

Hindistan'ın iklimi çok güzeldi. Geceleri 14 derece. Gece ve sabah biraz soğuk olmakla beraber gün içi 27-29 derece arasında fakat sıcak rahatsız etmiyor. Hollandalılar ise biraz fazla sıcak buldular.

--

Nigeryalı katılımcı geceleri donuyordu.
Altan Güvenni
Uçucu madde bağımlısı.
Kullanıcı avatarı
ahmetbayar
Mesajlar: 499
Kayıt: Prş Eyl 08, 2005 1:53 pm
Konum: Düzce
İletişim:

Mesaj gönderen ahmetbayar »

Altan yazdı: Melih ve Nesli ile karşılaşıyoruz.
Bu, inanılmaz güzel bir tesadüf. :D
Uçurtmanın mevsimi yoktur.
Rüzgarın estiği her zaman, uçurtma zamanıdır.
Cevapla