Hindistan, Ahmedabad'da düzenlenen Uluslararası Uçurtma Festivali'ne Martı Uçurtma Kulübü'nden ben, Erhan Tüfekçioğlu ve Emin Bozbey Türkiye temsilcisi olarak katıldık. Festivalde bu yıl daha fazla şehir vardı ve hergün bir şehire koşturduk. Bu yıl hiç gezi yapılmadı. Sadece festivallerde uçurtma uçurduk. Geçmiş yıllardaki festivallerde yeni bir şeyler görüp öğreniyorduk. Bu yıl pek yenilik görmediğimizi söyleyebilirim. Kulüp olarak önemli bir gelişme sağlamışız.
Festival katılımcılarının yarısı geçen yıllarda katılan ekiplerden, yarısı da yeni gelenlerdi. Erhan Tüfekçioğlu müthiş sosyal iletişim diliyle tüm ekiplerle kısa sürede bağlantı kurdu. Tek kelime konuşmadan, el, kol hareketleri, beden dili ve mimikleriyle.

Erhan abi'nin iletişimi sadece ekiplerle değil, yöre halkı ile de çok iyiydi. Tüm ülke standları içinde en dolusu bizimki idi. (Ahmedabad standımız tıklım tıklımdı.) Herkesle tek tek fotoğraf çektirdi, bütün gün gülümsedi. Gün sonunda gülümsemekten yüz kaslarımız ağrıdı. Erhan abi havaalanlarında da tüm görevlilerle ve polislerle şaşırtıcı bir iletişim kurdu.
Festival alanları genellikle sorunluydu. Alanlar geniş olmasına rağmen katılımcı sayısı fazlalığı ve türbülans nedeniyle uçurtmalar sürekli birbirine takıldı. Hemen herkesin uçurtması bölge halkının savaşçı uçurtmaları tarafından kesildi. Bu nedenlerle çok uçurtma açılamadı. Bhavnagar'da bir uçurtmamız seyircilerin arasına düştü. Uçurtmanın yanına gittiğimde gençlerin uçurtmayı parçaladıklarını gördüm. Bunu neden yaptıklarını anlayamadık.
Şehirler arasında 300 - 500 km. mesafeleri otobüslerle geçtik. Daha uzak şehirler için toplamda 4 uçak yolculuğu yaptık. Bağaj ve uçurtmaları otobüs, uçak, festival alanı ve otel arasında defalarca taşıdık, havaalanlarında güvenlik, bagaj teslim işlemleri ve tekrar güvenlik kontrolünden usandık.
Yemekler her yıl olduğu gibi bu yıl da bir sorundu. Erhan abi her gün yetecek kadar konserve, lavaş vb. yiyecek getirmişti. Buna karşın yemeklerden de kendisine biraz yedirmeyi başardık. Yemeklerle ilgili olarak düzenleyicilere bir mail atacağım. Belki bir sonraki sene daha fazla baharatsız yemek yapılır. Tüm seyahat boyunca bir kaç kez mideyi bozduk. Bizim ayrıldığımız gün ekiplerde midesi bozulan ve grip olanların sayısı artınca doktor çağırdılar ve ilaç verdiler. Hindistan'daki suların çoğunluğunda kolera varmış. Biz çoğunlukla şişe su ve otellerde filtre edilmiş sulardan içtik.
Ekipler arası dostluk genel olarak iyiydi. Organizasyonun en keyifli kısmı sanırım buydu. Geçen yıllara göre İngilizce'mi ilerletmiş olmam faydalı oldu. Erhan abi işaret ve mimiklerle şaşırtıcı bir iletişim kurarken, Emin abi Fransızca'sı ile çok rahat iletişim kurdu. Her ekibin içinde sosyal yanı gelişkin bir üye vardı bu yıl. Daha önce kap çalışmaları ile tanıdığımız (
viewtopic.php?f=21&t=1928) Bert Maetens'le yüzyüze tanıştık. Kartımızdaki martı logosunu görünce forumda kendi sitesinden bahsedildiğini hatırladı. O ana kadar biz de onun Bert olduğunu bilmiyorduk. Endonezya - Bali ekibi ile bu yıl daha çok iletişimdeydik. Bagus ile küçük bir röportaj da yaptık. Ahmedabad'da tüm ekipler birlikteydi, fakat diğer şehirler için iki gruba ayrıldık.
Çatılarda Emin abi savaşçı uçurtmaları elinden bırakamadı.
Mandvi plajında bize ayrılan alanda uçurtma uçururken halk sahilde ve panayır alanında eğleniyordu. Biraz aralarına karışıp fotoğraflar çektim. Sahilde ateş yaktıklarını gördüm. Bölge ve güne özel bir etkinlik sandım. Ateş etrafında bir kaç fotoğraf çektikten sonra bunun ne olduğunu sordum. Bir cenaze töreni olduğunu anladığımda çok şaşırdım. Saygıyla selamlayarak yanlarından ayrıldım. Hindistanda hayat böyle bir eğlence alanının ortasında bir cenaze. Onlar için ölüm bizdekinden farklı. Reenkarnasyon inançlarına göre ölen kişi başka bir yerde başka bir hayata başlayacak.